Skip to content
Yazı Renkleri
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Sosyal ve Kültürel Yapı arrow Fıkralar
Fıkralar
BİZİMKİ YARENLİK
Cımbılik Mahallesindeki Eşo Hanımın kocası Ahmet bir sene evvel vefat edince ,Eşo Hanım kardeşi Fidoşu yanına alıp beraber oturmaya başlamışlardı.Ne var ki Eşo Hanimla kardeşi Fidoş çarşamba günleri ögleden sonra sanki Sinemaci Turan'in filmleri gibi bir başliyorlar , tam otuz üç kisim tekmili birden kavga etmeye. Bu durum ikindi sonralarina kadar devam ediyor ve aniden bitiyordu.
Eşo Hanim bu hafta kavgaya daha erken başlamişti.
 
Eşo: Yere giresin yere. Ben olmasam gocan esgerde, sen burda acindan öleceksin.
Fidoş: Torpah başan. Ehmed'in yanina yatasin. Söliye söliye herifin başini yedin. Eşo: Fidoş Fidoş miradin gözünde gala. Hele Selo esgerden gele baham sen nedisin.
 
Fidoş: Parça parça olasin . Her parçan bi dagda gala .
Eşo: Dal iken devrülesin.
Fidoş: Yanin garaya gele.
Eşo: Bayrama çihmayasin.
 
Fidoş: Satlicana tutulasin.
Eşo: Bütün emeklerim heram it gani ola.
Fidoş:Tahtaya teneşüre gelesin giz.
Eşo: Boynun altinda gala.
Fidoş: Hişdige gelesin.
Eşo: Eger esgerden gele , senin tosbagali çerçiye içli köfteleri satip Ayla Sinemasina gittigini, bakgaldan prot sabunu alup Sündüz’nen biraber Peko'nun hamamina gittigini anlatmazsam. Eger gocan gelmezse bu dediklerimi Laylon Giz’a bir bir yazdurup teyyare ile postalamazsam Cimbilik Mahallesinin Gülü Eşo demesinler.
Fidoş: Ölüm sahan. Istisin ki seni elaleme farşi malamat edem. Ben de sivünge çihip ey gomşular bu bizim Eşo her sabah esgi çarşaflar geyip, yirtig çorapla mapishane cami önünde dileni diyem he.
İki kardeş dipte köşede neleri varsa birbirlerine sayıp döktükten sonra hergünki gibi gayet samimi can ciğer vaziyette kuyudan su çeker ve ağaçları sulamaya başlar. Bu kavganın neden her çarşamba günü yapıldığını, bu kadar kavgadan sonra nasıl olup aniden bu derece barıştıklarını merak eden, henüz Eşo ve Fidoş'u yeni tanıyan, bir aylık komşusu olan kadın:
" Eşo Hanim demin birbirizi yeyidiz, şimdi heç bişe olmamiş gibi davranisiz." diye sorar:
Eşo : Ana gelin baci... Gavga eden kim. Bizimki horata. Bugün ocaga gine keşgek goymuşduh. Yemek bişsin, dadi eyi olsun diye bacimla yalandan çekişik. Bizimki gavga del yarenlik.

TEMEL FIKRALARI
Cehennem
Cemal askere gidiyor diye annesi ağlıyormuş. Temel,
-Ne ağlayisun, ceri hatta kalursa pi mesele yok,cepheye ciderse içi ihtimal var, ya yaralanur, ya yaralanmaz. Yaralanursa ya iyileşur, ya iyileşmez. İyileşurse iyi, cepheye teçrar cöndermezler. Ölürse ya cennete cider, ya cehenneme cider. Cennete ciderse iyi cehenneme ciderse öyle pi evlat içun ağlamaya teğmez.
Tetris

Temel, bir binanın Aşağısında durmuş, arkadaşları da çatıya çıkmış.
Temel aşağıdan arkadaşlarına,Ula sen iki kolunu yana aç aşağı öyle atla demiş.
Birincisi atlamış gümm.
-İkinciye ,Sen sadece sağ kolunu yana aç, öyle atla demiş. İkinci de atlamış
gümmm. -Üçüncüye ,Sen iki kolunu yanına yapıştır öyle atla demiş. O da gümmm.
Yoldan geçen bir adamın dikkatini çekmiş sormuş,
-Kardeşim siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Demiş! Temel cevap vermiş,
-Tetris oynayruz.

Kaynana
Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. N’ oldu diye sormuşlar. Temel :
-Kaynanamı gömdük.
Kahvedekiler:
-İyi de bu halin ne?
-Biraz direndi de.
 
İnek testi
Bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de iş yok Almanya'ya gitmeye karar vermişler,ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya hayvanlar bedava gidiyorlarmış, bunlarda neleri varsa satıyorlar ve bir inek kostümü alıyorlar. Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe gidiyolar gümrükteki memur bunları bir test edeyim diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor sen gerçek ineksen bu samanları yersin diyor. Temel mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su getiriyor eğer sen gerçek ineksen bunu içersin diyor ve Temel içiyor. Memur bu sefer bi tomar taze ot getiriyor ve ineğin önüne koyuyor Temel mecburen yiyor... Artık Temel şişiyor ve bir lokma bir şey yiyemez hale geliyor. Ama bu sırada Temel başlıyor gülmeye. Dursun merak ediyor. Soruyor ula Temel neden güleysun;Temel de cevap verir memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı anlamak için bir tane öküz getiriyor...
Türk Aklı
Temel'e sormuşlar:
-Yakında dünyaya bir meteor çarpacak, okyanuslar taşacak, insanların yarısı böyle ölecek. Toz duman atmosferi kaplayacak, güneş ışığı kesilecek,buzul çağı başlayacak. İnsanların yarısı da bu şekilde ölecek. Bu durumda ne yaparsın?
-Bütün paramla dolar alırım.
İngiliz
İngiltere’ye gezmeye giden Temel tanınmamak için gördüğü Türklere selam vermeyip selam da almıyormuş...
Fakat Türk´ün üstelik de hemşehrisinin biri Temel deki burnu görünce
"Bu kesun lazdur" Demiş ve peşine takılmış.
Yanaşıp sormuş Temel´e;
"Kardaşum sen laz musun?
Temel den çıt yok...
Adam yine sormuş;
Kardaşum Laz musun?
Temel yine bakmamış adama.
Adam ısrarla takip edip devamlı"Kardaşum laz musun" Diye sorunca Temel adama dönüp söyle demiş;
"ınciluzum Inciluz..."
Gizli Ajan
Fransa’da çok ünlü bir lokanta. Bir hayır kurumu yararına bir gece düzenlenmiş, giriş oldukça pahalı.. Bizim Temel jilet gibi giyinmiş,
sinek kaydı traş olmuş, kapıdakileri atlatıp, içeri
sızmanın yollarını arıyor.. Bir bakıyor ki, top sakallı asker kılıklı biri, kapıya yaklaşıyor. Elinde davetiye falan yok ..
"Ajaaaeenn" (Fransız aksanıyla) diyor, kapı görevlisi iki büklüm eğilip selam veriyor. içeri alıyor, top sakallıyı. Az sonra bir top
sakallı daha, O da "Ajaaaeenn" diyor, o da
içeri. Biri daha, biri daha. Bizim sinek kaydı traşlı Temel, kendinden emin adımlarla kapıya yaklaşıyor. Davetiye soran görevlinin kulagına eğiliyor;
"Ajaaaeenn" diyor,görevli öfke ile bağırıyor;
"Hadi oradan ulan. Bu nasıl teşkilat?. Sakalın bile yok!.."
Temel pantolonunun fermuarını aşağı indirirken işaret ediyor:
"Gizli Ajaaaeenn!.."
Mini Etek
Temel, Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
-"Bir gün otostop yapıyordum’ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı.
Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köseye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen
alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım."
Dursun :
-"iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!."
Üzüntü
Temelin hanm’ı fadime vefat ediyor. Herkes üzgün,ağlayanlar sızlayanlar vs...birara, Temelin olmadığını farkediyorlar.Her yeri aradıktan sonra bir odanın kapısını açınca ne görsünler temel baldızını beceriyor. ne o temel ne yapıyorsun herkes fadime ye üzülürken sen burda baldızını s...yorsun.Temel’de gayet sakin ve biraz mazlum tavırla ben üzüntüden ne yaptığımı biliyor muyum diyor.
Yılan Temel
Yılan Temel, yılan Dursun'a sormuş:
"Ula Dursun, biz zehirli miydik?
-Niye sordun?
-Dilimi ısırdım da...
Telaffuz
Belediyeye şoför alınacakmış, hiç Karadenizli almamışlar. Sebebi sorulunca: Bizim otobüsler kalabalık olur , "sıkışın" diye bağırmak gerekir. Doğru
söyleyebilen bir Karadenizli bulamadık.
Mustafa
Bizim Temel ajanlığa soyunmuş ve talimatları öğreniyor tabi ajan olduğu için Temel ismi yerine takma isim kullanmasını söyleyip adını Mustafa koyuyorlar ve Temeli İngiltere ye gönderip oradaki ajanlarla tanışmasını söylüyorlar. Temel İngiltereye gidiyor ve burada ajanların buluştuğu bir bara giriyor. Burada karşısına çıkan birine tanışmak için adını soruyor. Tabi İngiliz cevap veriyor:
-Bond,James Bond
James Bond da Temele adını soruyor ve bizim Temelde:
-Tafa,Mus tafa
Adamı Gören Var mı?????
Temel,55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı. Pastacı çıraklığı ile alıştığı hayata,pastane sahibi olarak devam etmiş,Yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş,milyarlar kazanmıştı.
Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni
ve rahat bir hayat seçtim" dedi."Bizim oradaki
hemşerilerle konuştum...Her şeyi iyice öğrendim. Kaliforniya’ya
gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar."Temel,neyi var,neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı .Uçağa bindi.
Los Angeles'e uçtular birgün..Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken ,motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi
görevlileri" Buranın en lüks otelinde,şirketimizin konuğu
olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer,kendi hesabınıza." dediler.
"Kumar’mı" dedi,Temel,karısına."Kumardan kazanmayı düşünen kafayı yemiş olmalı. .Allah göstermesin .."
Ama bir kez şansını denemek için,rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da
kendini alamadı. arkası çorap söküğü gibi geldi. Temel
her şeyini rulet masasında bıraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği
saatler sırasında
fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları
otomatikti.25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa
Temelde metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken ,oradan geçen
biri,avlucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı. .Bu konularda deneyimliydi. Temelin
başına gelenleri anlamıştı.
Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu
unutmayacağım. Bana
lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı,cebine attı. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. içeri girdi,rahatladı. Çıktı. Elinde kalan 25 sentle yürürken karsısına,Tek Kollu Canavar çıktı. Parayı deliğe attı,kolu çekti,ve bir
şangırtı ...Alet boşaldı adeta. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunları fişe çevirdi,rulet masasına döndü. Gerisi peri masalı. iki saat içinde tam 2 milyon doları olmuştu. İki ay sonra yeni Kaliforniyalı Temel,boş oturmanın kendisine göre bir
iş olmadığını fark etti. Elinden gelen tek is pastacılıktı. Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki ,önce Los Angeles'e,sonra Kaliforniya'ya,sonrada tüm Amerika'ya yayıldı,Temel Pastaneleri...
Bir kaç yıl sonra,Temel,Amerika’nın en zengin adamları arasına
girdi. Temel
Pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile,ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konuşma yapmak için kürsüye
çıktı. Tüm başına gelenleri anlattı.
"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi
bulana kadar;işte size söz veriyorum,gerekirse Amerika'daki her taşın altına bakaçağım."
Şirketin genel müdürü sordu:"Ama Temel bey,size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz. Adi,adresi sizde olmalı zaten." "Bana 25 sent veren umurumda değil"dedi Temel."Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."

Bugün prova yarın
Temel İstanbul’a gelip bir otele yerleşir. gece yarısı uykusunun en tatlı zamanında yan taraftaki odadan müzik sesleri gelmektedir. Hiddetle yataktan kalkarak yan odaya girer. Karşısında 4 tane genç ellerinde müzik aletleri bir şeyler çalmaktadır. Temel sorar; hayrola çocuklar der gecenin bu yarısı ne gürültü der. Çocuklardan biri cevap verir: abi der biz yeni bir grup kurduk ve ilk işimize yarın bir barda çalarak başlayacağız. onun için bu akşam prova yapıyor; yarın ise galamız var der. Temel çocuklara hak verir nede olsa gençler heveslerini kırmamak lazım der ve gider. Ertesi akşam yine yan odadan müzik sesleri gelir. Temel yataktan kalkıp yan odaya gider ve sorar: hayrola çocuklar ne oldu der. Çocuklar: abi gala ertelendi bugün prova yarın gala derler. Temel tamam deyip odasına döner. Ertesi akşam yine müzik sesleri yan odadan yine aynı cevaplar bu durum 1-2 gün daha devam eder. 3 gün ise gecenin bir yarısı yine müzik sesleri başlar fakat bu sefer temel çocukların odasına gitmemiştir. Bu sefer çocuklar merak eder, Temelin odasına giderler ve gördükleri manzara karşısında şaşırırlar. Temel yatağın üstünde oturmuş kendi kendini tatmin etmekte çocuklar sorarlar temele hayrola abi bu halin nedir. Temel cevap verir. bugün prova yarın hepinizin sülalesini der.
Özür Dilerim
Temel yolda yürürken, yerde eski püskü bir lamba görür ve bir tekme sallar, lamba 10 metre ileri yuvarlanır.
Birdenbire lambanın içinden devasa bir cin çıkar ve bütün heybetiyle Temel' e sorar :
- Dile benden ne dilersen !
Temel cevap verir :
- Özür dilerim...
Cep telefonu
Temel otobüste cep telefonuyla konuşuyormuş,yolcular uyarmış:
-Otobüste cep telefonuyla konuşmak yasaktır!Temel telefonun öbür ucundaki arkadaşını uyarır:
-Ula Cemal,otobüsün içinde konuşmam yasakmış,sen konuş ben tinleyeyum!
Auuuuu
Temel bir kurt köpeği almış ve çok iyi eğitmiş. Adi Coni' imiş. ConiTemel'in her söylediğini anlıyormuş ve yapıyormuş. Hatta telefona bile bakabiliyormuş. Telefon çaldığında ayağı ile handfree tuşuna dokunup Temel'in söylediklerini cevaplayabiliyormuş. Bir gün Temel evi aramış. Coni telefonu açmış. "HAV" demiş.
Ula Coni sen musun?
HAV
Fadime evde mu
HAV
Başka kimse var mi ?
HAV
Ula kaç kişi var?
HAV HAV
Ne yapiyiler ?
eheheheehehe
Ula ne zamandan beri yapiyiler ?
auuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu
Pezevenk
Temel her gün evine trenle gidip gelmektedir. Yine bir gün trende giderken karşısında oturan adamın biri pezevenk der. Temel şaşırır acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. Adam yine pezevenk der. Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakınır; sanırım bağa dedi der. Olay çıkmaması için ilk durak’ da iner ve olayı evde karısına anlatır.
-Fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der.
Fadime ; hadi ya bak terbiyesize der.
Temel ertesi gün aynı adamla tekrar trende karşılaşır. Adam bu sefer Temel'e bakarak şöyle der:
-Dedikoducu pezevenk...
Tahlil
Temel bir gün hastaneye gitmiş idrar tahlili yaptıracak. İdrarını dolduracak şişeyi alıp yola koyulmuş. O sırada Dursunu görmüş. Dursun ağlayarak nasılsın temel demiş. temel iyiyim ama sen iyi değilsin ne oldu demiş. haçen kan tahlili yaptırdım parmağıma iğne soktular deyince temel feryadı basmış uyyy bende idrar tahlili yaptıracaktımdaaa.
Domuz
 Temel Almanya’da bir gün eğlenmek için bir kumarhaneye uğramış ve kumardan tam 3000 DM para kazanmış. Sevinçle evin yolu tutmuş,bir çiftliğin yanından geçerken paraları birden elinden düşürmüş. O sırada orda bulunan bir domuz paraları yiyecek sanıp doğru mideye indirmiş. Temel öfkeden ne yapacağını şaşırmış vaziyette kara kara düşünürken yanından geçen bir adam derdini sormuş. Temel "zar zor kazandığım paraları şu domuz yedi" demiş.
Adam "merak etme her şeyin bir çaresi var,sen şimdi bu domuzu al bir meyhaneye götür bir bardak bira içir,sonra kıçına bir tekme vur paraları geri kusar "demiş. Temel adamın söylediği gibi domuzu meyhaneye götürüp içirmiş. Midesi bulanan domuzun kıçına bir tekme vurunca domuz 1000 DM. geri kusmuş. Meyhaneci şaşkın şaşkın bakıp "bu domuzu bana satarmısın?" demiş. Temel "satılık değil " cevabını vermiş ve tekrar domuza bir bardak bira içirip kıçına tekmeyi vurunca 1000 DM. daha geri çıkmış ve aynı işlemi 3'üncü 1000 DM. çıkana kadar tekrar etmiş. Meyhaneci dayanamamış "bu domuzu bana satarsan sana 10.000 DM. para veririm" demiş. Temel tabiki kabul etmiş ve parayı almış. Ertesi gün gazetelerdeki haberlerde"sarhoş meyhaneci domuzu vura vura öldürdü".
 
İddia
Temel ile Dursun hararetli bir şekilde iddialaşırlar. Temel:
"Ula Dursun ha pen pu pinanın çatusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa."
Dursun:
"Nah dalarsun ula imkanu yoktur"
Vardır yoktur bir milyarına iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldırıma koyar. "İyi izle ula" der "Nasul dalacam hamsi çibi" Dursun ise hala Temel'i umursamamakta, dalgasını geçmektedir. Temel çatıya çıkar Dursun' a seslenir:
"Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!" ve kendini boşluğa bırakır. Tam yere üç beş metre kala Dursun yerdeki bardağa bir tekme sallar:
"Geber ula ipne Temel"
Hasta Temel
Temel hastalanmış doktora gitmiş. Doktor Temel'i muayene ettikten sonra
yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek doktorun yanından çıkmış.
Nereden bulacağını kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı
Dursun'un karısı
Fadime gelmiş. "O yeni doğum yapmıştı, rica ederim" demiş ve
kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel "Dursun
evde mi?" diye sormuş Fadime "yok" demiş. Temel utana sıkıla
derdini açmış. Fadime de N’ olacak ula altı üstü bir kaç
damla süt, hem sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış
Temel'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış.
Temel emdikçe
Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma gelmiş. Temel'e "Ula
Temel başka bir şey de ister misin?" diye sormuş. Temel Ayıp
olmaz mı? diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde
"Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş. Temel "İyi
öyleyse, bir iki tane de bisküvi ver bari, içim ezildi".

Çıplaklar Kampı
 Temel'le Dursun plajda dolaşırken. Kapısında "çıplaklar kampı" yazan etrafı duvarlar ve tel örgülerle çevrili bir yapıyla karşılaşırlar.
Dursun:
-Temel içeride ne var acaba?
Neyse Dursun yere doğru eğilir. Temel Dursu'nun sırtına çıkıp yükselir.
Dursun:
-İçeride ne var?
-İnsanlar...
-Kadın mı erkek mi?
-Nasıl anlayayım. Hiçbiri elbise giymemiş ki?
Çamaşır Değiştirme
Çoğunluğunu Lazların teşkil ettiği komando bölüğü 10 gündür ormanda,
çamurda, aç susuz pislik içinde eğitim yapmaktadır.
11.nci gün komutan çavuş Dursun'u çağırdı
"çavuş,10 gündür bölük gayet iyi
bir performans gösterdi bizde onları ödüllendirelim, bugün çamaşır değiştirebilirler artık..."
"Baş üstüne Komitanum."
Dursun çavuş bir heves koşarak bölüğü toplar
"sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum.. komitan izin verdi
bugün erat çamaşır değiştirecek, sıraya geçin değiştirin.
Temel sen İdris’le.....İsmail sen Kemal’la.... Sadi sen Cemal’la...."
Metro
Amerikalı kadın turist İstanbul' da metroyu ararken yanlışlıkla yeraltı tuvaletlerinden birinin erkek’ler bölümüne girmiş. Girmesi ile pisuarın başında işini gören Temel ile göz göze gelmesi bir olmuş:
- "Metro! Metro!" diye şaşkın,şaşkın sormuş.
Temel kafasını iki yana sallayarak cevap vermiş,
- "No metro! No Metro ! On iki santimetro!"
Buzdolabı
Temel ile dursun 15 sene sonra ilk kez görüşmüşler. Dursun Temel i evine davet etmiş. Dursun un iki karisi varmış(biri imam nikahlı diğeri ise resmi).Dursun Temel i yedirmiş içirmiş. Aksam Temel Dursunlar da kalmış. Gece Dursun un imam nikahlı karisi Dursun un yanına gelmiş ve söyle demiş:
"Dursun çok azdım beni zik!"
Dursun: "olmaz evde misafir var"
Karısı ısrar etmiş. Dursun karısına "git buzdolabının kapağını aç ışığından bak Temel uyuyorsa gel"demiş. Kadın bakmış, Temel uyuyor numarası yapmış. Dursun ile karısı işi bitirmişler. Derken öbür karisi gelmiş. Aralarında ayni konuşmalar geçmiş. Dursun bu karısıyla da işi bitirmiş. Sabah olmuş. Dursun Temel e sormuş:
"rahat uyudun mu?".Temel:
"evet ama gece çok susadım" demiş. Dursun sormuş:
"peki niye içmedin?".Temel yanıtlamış:
"nasıl içerim buzdolabının kapağını her açanı zikiyorsun!"
Asker mektubu
Temel evlenir evlenmez askere gider ve Fadimeyi yalnız bırakır. Aylar sonra ayrılığa ve isteklerine karşı koyamayan Fadime’den Temele mektup gelir. Şöyle yazmaktadır;
Yaylada yaylattım oni,
Finduk kabuğu gibi darlattum oni,
Bir aya kadar gelursun gelursun,
Gelmezsen haydatacoğum oni.
Temel mektubu okur ve cevaben;
Emir altunda ezuğum,
Demire dondü kazuğum,
Bir aya kadar ordayum,
Ne oran kalir ne büzuğun.
Gül
 Cenevre Tarım Konferansı’nda katılımcıların her biri yaptıkları çalışmaları ve sonuçta gerçekleştirdiklerini verim artısını anlatıyormuş. Sıra Temel'e gelince,
-Kuru fasulye’ye gül aşiladuk, demiş.
-Peki, bunu niye yaptınız?
-Yellenince gül koka yi.
Yedek Motor
Temel ile Dursun Almanya'da yaşarlar. İkisi de volkswagen'in kaplumbağa tipli arabasından almıştır. Bir gün işten eve giderken Dursun'un volkswagen'i bozulur. Sağa yanaşır Dursun. Aracın ön tarafına gelir ve bağaj kapağını açar ve başlar kara kara düşünmeye. Tam o sırada arabasıyla Temel geçer. Temel Dursun'u görür ve o da durur. Yanaşır Dursun'a:
-Ula Dursun nooldi?
Dursun ağlamaklı bir halde:
-Sorma Temel gelirken yolda motoru düşürmüşüm.
Temel gülerek kendi arabasının motor kapağını açar ve:
-Üzülme uşağum, Alaman uşaklar her şeyi düşünmüş. Benim bagaja yedek motor koymuşlar.
Ehliyet
Temel arabasıyla giderken kırmızı ışıkta geçer ve polis durdurur ve ehliyetini ister
Temelde,verdunuzmuda isteyrusunuz der.
Tehlikeli
Temel savaşta büyük çatışmanın hemen ardından gecenin sessizliğinde bir sigara yakar.
Arkadaşı bağırır,
-Ne yapıyorsun bu çok tehlikeli!..
Temel sakin,
-Merak etme içime çekmeyrum.
Noşut
 Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngiliz’le Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş. Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş. İngiliz dayanamamış sormuş: "Kusura bakma ama noşut nasıl bir şeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım." Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara, kara bir şeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut, noşut diye bağırıyorlar demiş. İyi Haber/Kötü Haber
Dursun,köyünden ayrılıp,çalışmak için İstanbul'a gider.
Aradan uzunca bir süre geçer, ama,Dursun'dan haber alınamaz.
Köyde sevilen bir kişi olan Dursun'un akibetini araştırmak üzere arkadaşı Temel!i İstanbul'a gönderirler.
On beş-yirmi gün sonra Temel döner. Kahvede toplanan köylüler merakla Temel'e sorarlar:
-Ula Temel,Dursun'i buldun mi.?...
- Hee..bulmuşim oni...
-Peçii nasıldır?..İyi mudir..köti mi.?..
- açan,hem iyudurr..he mi de kötii..
- Ula o nasıl oluyii. hem iyi,hem kötii..
–Kötü’dir,Çünkü Dursun ibne olmuştirr..
- uyy..Haçan bunun iyiliği nerde dür.?..
- Valla ben kendisini düzdüm..Muamelesi çok iyi daa..
Temelin Kedisi
Temelin bir kedisi varmış ve her gün düzenli olarak gezmeğe
çıkartırmış. Bir gün yolda karsılaştığı bir arkadaşı :
-ula senun paska isin yok midur pikmaymusun herkün bu kediyi
gezdirmekten? diye sorunca Temel:
-pende piktim ama ne yapayum ha pu kedi pakiredir istemayrum pi de
yavrulasin korkayrum salamayrum!demis.
arkadasi:
-ula usagum ha punun kolayi fardur...penzine pula sal oni yanuna
gelmez kedi medi..
Temelin kafasına yatmış bu yöntem bi deneme yapmış bakmış gerçekten
yanına kedi falan yanaşmıyor her gün sabahtan salarmış kediyi benzine
bulayıp...aksam hava kararınca kedi de eve dönermiş
rahat etmiş Temel, taaa ki bi akşam kedi hava kararıp ta hala eve
dönmeyinceye kadar....
bir telaş bir telaş oraya bak buraya sor yok, yok, yok, gitti bizim kedi
diye düşünürken rastladığı mahallenin çocuğu
-ha pen kördüm senun kediyi su ileriki ranpada penzini bitmis öbür
kediler dayanaydu...!!!!!!!!!!

Yağmurluk
Amerikalı, Rus ve Karadenizli aynı otelde kalırken gece yarısında yangın çıkar. Panik içinde yukarı katlara koşarlar. Çaresizlik içinde Amerikalı, odada duran bir şemsiye bulur, "Başka şansım yok" diyerek şemsiyeyi açıp atlar. Şemsiye sağlamdır, Amerikalı paraşütle iner gibi sağ salim yere varır. Bunu gören Rus, yandaki odadan başka bir şemsiyeyi bulup paraşüt gibi kullanarak atlar; o da kurtulur. İkisi de yukarıya bakarak merak içinde Temeli beklerken yanlarına, hızla düşen bir cisim çarpar. Gidip bakarlar: Temel. Hayatta ama kan revan içinde ve her tarafı kırık. Amerikalı merakla: "Ne oldu?" diye sorunca Temel; "Şemsiye bulamadım. Ama dolapta yağmurluk vardı" demiş.
Yaralı temel
Temel yüksek bir binanın altıncı katından aşağı düşer.
Hemen başına meraklı bir kalabalık toplanır.
Yoldan geçen bir adam meraklı kalabalığı yararak yaralı temele doğru eğilerek sorar;
-Hayrola kardeş ne oldu.
Yaralı temel güç bela konuşarak cevaplar.
-haçan bilmeyrum pende şimdu celdum
Şaka
Bir gün Temel ile Dursun bir binaya gelmişler. Bina 12 katlıymış. Tesadüfen elektrikler kesilmiş. Resepsiyona Temel:
-Hele uşağum boş odanuz var midur?
-Var ama en üst katta elektrikler yok.
-Olsun biz çıkarız. Bunlar çıkmışlar 5. katta Dursun Temel'e:
-An, an, an diye seslenmiş.
Temel:
-Odaya çıkınca söylersin demiş. Bunlar odaya çıkmışlar. Temel:
-Şimdi ne söyleyeceksin? demiş.
-Anahtarı aşağıda unuttuk, demiş.
Bunlar tekrar inmeye başlamışlar. Dursun bu sefer de:
-Şa şa şa diye seslenmiş. Temel:
-Aşağıya inince söylersin demiş.
Aşağıya inmişler Temel:
-Şimdi ne söyleyeceksin? demiş.
-Şa şa şaka yaptım demiş.
Temel ile Kayserili
Bir gün Temel, İdris ve Kayserili arkadaşları felekten bir gün çalmak üzere karı aramaya başlarlar ve üç tane bulurlar. Fakat aralarında hangisine kim atlayacak tartışması yaşanır en sonunda akilli Temel bir çözüm yolu bulur ve der ki; "iyisini karanlık bir odaya atalim bu karilari herkes yakaladigina atlasin!" Diğerleri de onaylar!
Beş dakika sonra Kayserili ışığı yakar ve " Organize olalım beyler" der ardından ışığı yine söndürür! On dakika sonra Kayserili yine ışığı yakar ve" Olmuyor ama beyler organize olalım" der ve yine ışığı söndürür ama yarim saat sonra artık dayanamaz ışığı yakar ve bağırır; "Mina koyim organize olun dedik! Mikeceğimiz bir döt, yediğimiz ..arragin haddi hesabi yok!!!"
Pijama
Temel ve Fadime arkadaşının evine gitmiş. Geç saatlere kadar oturmuşlar ve çok kötü bir yağmur başlamış. Ev sahibi Temel'e:
-Bu gece bizde yatın yarın gidersiniz demiş. Temelin yatağını hazırlamışlar. Fakat Temel gözden kaybolmuş. Sonra kapı çalmış Temel'i sırılsıklam gören ev sahibi nereye gittin demiş. Temel sakin bir şekilde:
-Eve ciddum pijamamı aldım ve celdum demiş
 
Laz soruları
1-Bir laz pilot, uçağı nasıl uçurur?
Dinamitle.
2-Bir lazı sınıfta nasıl teşhis edebilirsiniz?
Öğretmen tahtayı silerken oda defterini siler.
3-Bir lazı cenazede nasıl teşhis edebilirsiniz?
Sadece o hediye getirmiştir.
4-İstanbul-Trabzon uçağında niçin film gösterilmiyormuş?
Film bitince uçaktakiler arka kapıdan çıkıyorlarmış.
5-Dolapta iskelet ne anlama gelir?
laz saklambaç oynamış.
6-Rize'deki köpeklerin burnu neden basıktır?
Park etmiş otomobilleri kovaladıkları için.
7-Lazlar buzdolabında niçin boş şişe bulundurur?
İçki içmeyen misafirleri için.
Almanlar
Temel bir gün son model bir mercedes araba ile Trabzon'a gelmiş ve arkadaşları ile muhabbete başlamış;
Konu arabalardan açılınca, Temel başlamış arabasını övmeye, Almanlar ne kadar zeki insanlar yahu, yaptıkları araba dört dörtlük. Şöyle iyi araba, böyle rahat araba, çok hızlı araba vs.
neyse böyle konuşulurken iş iddiaya binmiş ve
Temel 'Ben arabamla Trabzon'dan Samsuna 4 saatte giderim' demiş.
Arkadaşları gidemezsin demişler. Temel hemen heyecanlanarak arabasına binmiş ve 'gideyimde görün uşaklar'demiş.
Arkadaşları 'iyide biz senin oraya ne zaman vardığını nereden bileceğiz demişler.'
Temel'de 'Samsun'a varınca telefon ederim.' demiş.
Oradan hemen biri atılmış ve 'iyide Samsun'dan aradığını nereden bileceğiz. Sen git şu kişiyi bul oradan, o bizi arasın.' demiş.
Temel adresi alarak yola çıkmış ve 3,5 saatte Samsun'a varmış, sözü edilen kişiyi bulmuş ve Trabzon'a telefon etmişler.
Arkadaşları Temel'e 'oooo Temel iddiayı kazandın tamam hadi gel' demişler ve başlamışlar Temel'i beklemeye.
Aradan 5 saat geçmiş Temel yok. gece olmuş Temel yok.
Arkadaşları 'nerede kaldı bu yahu' diyerek evlerine gitmişler. Sabah erkenden herkes birbirine 'Temel geldi mi? ' diye sormuş ama kimseden cevap yok.
O gün de Temel efendi Trabzon'a teşrif etmemiş.
Ertesi gün sabah yine yok, öğleden sonra çıkmış gelmiş!.
Arkadaşları Temel'e hemen 'yahu Temel Samsun'a 3,5 saatte gittin 3 günde ancak döndün, ne oldu uşağım' demişler
Temel de ' Sormayın be arkadaşlar bu Alman'lar ne geri zekalı bir millet' demiş.
Arkadaşları ' Ne oldu Temel' demişler
Temel ' Şu güzelim arabayı yapmışlar, 5 tane ileri vites koymuşlar ama 1 tane geri vitesi koymuşlar' demiş.

Fax
Temel,Alman,Japon, uçakta giderken Temel hava atmak amacıyla cep telefonunu çıkarıp konuşmaya başlar. Bunu gören Alman elini tel şeklinde yapıp(baş parmak kulağa,serçe parmak ağza doğru)konuşmaya başlar. Temel ve Japon "Ne yapıyorsun?" diye sorunca Alman:Telle konuşuyorum.Baş parmağımda alıcı,serçe parmağımda verici var,der. Japon da kendi kendine konuşmaya başlar. Alman ve Temel "Ne yapıyorsun?"diye sorunca Japon:Telle konuşuyorum. Dilimin altında verici,kulağımın içinde de alıcı var,der. Buna bozulan Temel bir çare bulmayı ister, hava atmak ister ve bulur. Temel birden osurur ve Alman ile Japon "Ne yaptın?"diye sorar. Temel:Memlekete fax çektim de.
Gözlük
Temel' e ikramiyeden büyük miktarda para çıkar ve imajını değiştirmek ister. İlk önce gözlük almaya karar verir. Gözlükçüden kaliteli bir gözlük ister,gözlüğü takar ve fiyatını sorar 10 Milyon cevabını alınca bu gözlük yakışmadı diyerek başka gözlük dener fiyatı sorar 100 Milyon lafına da karşılık yakışmadığını söyler. Gözlükçü çelik kasa da saklı dünyada benzeri olmadığını söylediği gözlüğü çıkarır. Temel gözlüğü takar hoşuna gider. Çünkü gözlükçü karşısında çıplak durmaktadır. Etrafına bakar tüm insanlar çıplak gözükmektedir. Gözlüğü 100 Milyara satın alır evin yolunu tutar Fadime ye hava atacaktır. Eve girince köyden hemşerisi Dursun misafir gelmiştir fakat Fadime ile Dursun'u çıplak görmektedir. gözlüğü çıkarır yine çıplak görmektedir.Gözlüğü takar çıplak,çıkarır çıplak sinirlenip gözlüğü ayaklarının altına alır a.mına kodumun gözlüğü ne çabuk bozuldu der.
Yabancı dil
Temel ile Dursun Sultanahmet’te
gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist
İngilizce,Almanca,Fransızca sorar
fakat bizimkiler anlamaz...
-Ula Dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti, der
Dursun:
-Ula neye yarayacakki bak adam üç
dil biliyor yine derdini anlatamıyo
Zincirler (İster inanın ister inanmayın gerçek)
Artvin'de geçirdiğimiz 3 yılın bir kış ayında Trabzon!dan Artin'e dönerken feci bir tipiye yakalandık. Ama inanın sis gibi yağıyor meret...
Derken kaptan muavini çağırdı. Çünkü yol kapandı kapanacak. Hopa'dan Artvin’e çıkmaktayız o sırada .. dağda kalsak Allah muhafaza kurtlara yem olaçaz... Neyse kaptan çağırdı muavini"Mustaa (mustafa demek istedi), haçen bi gel..." Bizim "mustaa" anında bitti kaptan mevkiinde. "Buyur kaptan"...
"Hele tak su sinzurleri"... Bizim mustaa araba durur durmaz atladı aşağı... taktı zincirleri o sogukta zincirleri çıplak elleriyle... biz de arabada bir ileri bir geri gidip gelip zincirlerin takılmasını bekliyoruz... Neyse, zincir takıldı biz harekete geçtik... Yaklaşık 2-3 km gittikten sonra kurda kusa yem olmayacağımız fikrine varan kaptan tekrar durdurur arabayı ve yine aynı edayla "Mustaa, hele bi gel bakayum" ... bizim pire mustaa "buyur kaptan" dedi ve bekledi kaptanın emrini... "hadi çöz zincirleri, artık poyle gidebiliruz" dedi ve mustaa yine atladı arabadan... bizler yine bir ileri bir geri derken çıkarttık zincirleri ayaklarımızdan (!)... Artık herkes mutlu ve huzurlu bir şekilde mutlu bir şekilde 3-4 yüz metre yolculuk ettikten sonra birden otobüsü durdurdu kaptan... ve bu sefer yüksek bi sesle bağırdı "MUSTAAA.. hele gel bakayunm..." Artık mustaa titriyordu (nedense)... Kaptan "nerde zincurler bakayum?" diyince mustaa hiç istifini bozmadı ve "e yoldadur kaptan" "neden almadın peki MUSTAA"... ve bizleri 2 saat boyunca güldürecek cevap tüm otobüste yankılandı "E işi bitti da!!"

Bu olaydan sonra ben laz hemşerilerimizin çok mu akıllı (zincirleri unutma ihtimalini düşünmesi), yoksa saf olduklarına karar veremedim...
Taktir sizlerin Müebbet Zamanın en büyük Mafya babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler:
- Temel ne yap et Babanın idam kararını müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava baslar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararını okur:
- Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip:
-Af ferim sana Temel simdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl başardın diye sorarlar. Temel:
- Sormayın bre uşaklar der millet Beraat ,Beraat diye tutturdu Muebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der.

Ada
Temel, Fransız ve İngiliz’in bindikleri gemi
batmış. Günlerce aç susuz kaldıktan sonra bir adaya çıkmışlar. Tam kurtulduk
diye sevinirlerken bir
dolu yamyamın baş uçlarında belirdiğini
görmüşler. Yamyamların niyetinin
kötü olduğunu gören kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmışlar. Kral yamyam :
- Sizleri bir teste tabi tutacağız, en başarılı
çıkanı affedeceğiz. Her
birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun
vereceğiz. Bir yıl sonunda
en çok yavru maymun doğurtanınız kurtulacak, demiş
Kulübeler hazırlanmış,
maymunlar konulmuş, kapılar sıkıca kapatılmış Her gün
kapı altından
yemekler gönderilmiş.
Birinci yılın sonunda kapıların açılma zamanı
gelmiş.
İlk olarak Fransızın kapısı açılmış. Üç tane yavru
maymun oradan oraya
zıplıyor. Fransız pestili çıkmış bir durumda.
İkinci olarak ingilizin kapısı açılmış. O da harap
durumda ama beş tane
yavru doğurtmuş.
Son olarak Temel'in kulübesine giderken yamyam
hokomoko :
- Bu Türkler uçkurlarına çok düşkün millettir. simdi
kapıyı açacağız en
azından on yavru üzerimize atlayacak demiş.
Kapı açılmış ama ne görsünler Temel bir kösede kös
kös oturuyor., Temel'e
verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir
yavru var ama onun da
bir gözü var bir gözü yok, kafası gövdesinden büyük,
kısacası tam bir hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demiş hokomoko...
Bir yılda doğurta, doğurta sadece bunu mu doğurttun?
- Ulan şerefsizler, demiş Temel.
Vermişsiniz yanlışlıkla erkek maymunu, bunu
bulduduğunuza şükredin!

Keçi
Temel bir gün keçi’nin boynuna tasma takmış gezdiriyormuş. Arkadaşı Dursun yolda onu görüp, Ula Temel Napiysin demiş.
Temel; Ula cörmiymisin Çöpeğimi cezdurayrum demiş.
İdris; Ula bunun boynuzlari var.
Temel; Valla ben onin özel hayatına karışmayrum demiş.

Tek gözü kapa
Temelle Dursun dertli oldukları bir gece kafaları çekmeye dışarı çıkarlar. Eğlenirler ve gece geç saatlerde sarhoş bir şekilde evlerinin yolunu tutarlar. Yolda nara ata ata ilerlerken Temel Dursun’a sorar ula Dursun der ben her şeyi çift görürüm der. Dursun da ona ula bunda ne var tek gözünü kapa düzelir der.
Çay
Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca eşini hayal eder durur. Ama eve geldiğinde çok yorgundur bu yüzden performansıyla ilgili tereddütleri vardır...Ya yorgunluktan bir şey olmazsa ya yapamazsam rezil olurum diye düşünür...Sonunda ne yapacağına karar verir ve Fadime'ye seslenir:
-Fadime suyu ocağa koy!Olmazsa çay demleriz!
Kıskanç temel
Temel gerdeğe girmeden az önce ortadan kaybolunca arkadaşları onu bir odada bulduklarında şaşırmıştılar. Çünkü Temel eline bir kutu yeşil boya almış skini boyuyordu. Arkadaşları hayrola Temel ne yapıyorsun deyince Temel;Fadime şaşırırsa onu vuracağım.
Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor… Bakmış bir tabela: “YAVAŞLA 80 km.” Hızını o an 80′e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: “YAVAŞLA 60 km.” Temel 60′a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: “YAVAŞLA 40.” – “Yolda çalışma var galiba!” deyip 40′a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: “YAVAŞLA 1…5 km.” Talimata uyarak 15 km.’ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: “YAVAŞLA’YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500″
:
-----------------------------------------------------------------------

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. seçtigi adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına çağırdı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Te…rcüman işaretle sordu:
- “Para nerede?” Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- “Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiginizi anlamıyorum.” Tercüman tercüme etti:
- “Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. ” Baba 38′liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beyninedayadı:
- “Şimdi sor bakalım, para nerede.” Tercüman işaretle sordu:
- “Para nerede?” Sağır
-dilsiz kan ter içinde isaretle yanıt verdi:
- “Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacınn kovuğunda yüz bin dolar var.”
- “Ne söyledi?” dedi Baba. Tercüman yanıtladı:
- “Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g*t istermiş.”

-----------------------------------------------------------------------

İlkokulda 3 Laz Öğrenci Bebeklerin Nasıl dünyaya geldiğini konuşuyolarmış..
Dursun şöyle demiş: -Pizum ailede bebekleri hep leylekler geturur..
Fadime şöyle demiş: -Bizde bebekler gül bahçesinden çıkar..
Temel de şöyle demiş: -Piz fakiriz..Pizde bebekleri annem kendisi yapayi

..-----------------------------------------------------------------------

Bir GS’li, bir Fener´li ve Beşiktaş´li Arabistan’da yasak olmasina
ragmen bir otelde içki içerken yakalanirlar… Mahkemeye çikarilirlar…
Karar IDAM… Itiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasina
çevrilir. Ama o
gün, bayrama denk geldigi icin Prens Hazretleri cezayi kaldirip
hepsine 20
kirbaç ceza verir. Bizimkileri sempatik buldugu için de bir kiyak daha
yapip herkese cezasini hafifletmek için bir istek hakki tanir.
GS’li: “Sirtima bir yastik baglayin” der. 10 kirbaçtan sonra
yastik paramparça olur ve pek fayda etmez. Uyanik Beşiktaşlı’ li bunu görünce:
“Sirtima iki yastik baglayin” der. Ama iki yastik bile 10 kirbaca
dayanmaz.
Sira Fenerbahçe liye gelince Prens Hazretleri: “Bak ben de
Fenerbahçe’ liyim!!! Sana ceza vermek istemezdim ama ne yaparsin kurallar böyle..Bu
yüzden sana iki istek hakki veriyorum” “Peki” der Fenerbahçe’ li:”O zaman
bana 40 kirbaç vurulsun”. Herkes saskina döner. Prens Hazretleri: “Peki
ikinci istegin nedir?” diye sorar… Fnerbahçe’li gülerek:
“GALATASARAY´liyi sirtima baglayin demiş

-----------------------------------------------------------------------

Temel ÖSS’ye girmiş..Sınava hiç hazırlanmadığı için yazı tura atıp cevaplıyormuş..2 saat geçmiş ve çoğu öğrenci sınav kağıtlarını teslim edip çıkmışlar ama Temel hala tura-yazı atıyormuş.Gözetmen Hoca yanına yaklaşmış ve :
- Ula Temel bütün sorulara yazıtura atıyorsun ve hala bitmedi mi ?
- Hocam bir saat önce bitirdim hepsini..Şu an cevaplarımı kontrol edeyrum.

.-----------------------------------------------------------------------

Amerika’da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış…Kad…ınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar:
“Cünkü” demişler, “bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler… Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz….”Erkekler tabii tam ters görüşte…
“Bilgisayar dişidir” diyorlar, “çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii… Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç…”

-----------------------------------------------------------------------

Birgün büyük bir oluşum her milletten ajan seçmek üzere da…ha önceden belirlenmiş kişileri görüşmeye çağırmış.. Önce Amerikan’ı odaya almışlar ve sormuşlar, “Karın mı, devletin mi??”
“Devletim” demiş Amerikan hiç düşünmeden..
“İyi” demişler.. “O zaman al şu silahı ve yan odadaki karını öldür”
Amerikan silahı almış.. Sonra birden durmuş ve “Yapamayacağım” demiş..
Fransız’ı almışlar odaya, “Karın mı, devletin mi??”
“Devletim” demiş..
“İyi” demişler.. “Al şu silahı.. Karın yan odada.. Git ve onu öldür..”
Fransız silahı almış, kapıya gitmiş.. Sonra birden durmuş “Yapamayacağım” demiş..
Temel’i çağırmışlar.. “Karın mı, devletin mi?”
Temel hemen yanıtlamış, “Devletim”
“Al şu silahı, yan odadaki karını vur”
Temel silahı almış, yan odaya geçmiş.. Odadan önce bir silah sesi ardından da kırılan camın sesi gelmiş..
Temel odadan çıkınca sormuşlar “Ne oldu?”
Temel yanıtlamış, “Verdiğiniz silah kuru sıkı çıktı.. Ben de karıyı camdan attım..”

-----------------------------------------------------------------------

Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş. Bir ay sonra kocası ölmüş bir kadınla evlenmiş. Evlendiği kadın Hoca’ya sürekli eski kocasını anlatıyormuş. Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyormuş. İşte “benim kocam şöyle yapardı, böyle yapardı”… Hoca sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış ve kadın yere düşmüş. Kadın sormuş “aman hoca niye attın beni?” Hocanın da cevabı hazır: – “Eee yatakta bir sen yatıyosun bir ben bir de eski kocan üçümüz sığamadık sen de düştün..”
 

Yorumlar 

 
0 #1 CVP: Fıkralaryasin 12-09-2010 19:35
bilgisayar fıkrası güzeldi teşekkürler..:d:dD: :-) :lol: :-) :lol: ;-) :-) :D
 
 
+2 #2 KENDİ YÖREMİZİN FIKRALARINI YAYIMLAYINselim topal 17-04-2011 13:44
SATIN ALMAYIN İNTERNETTEN KANDIRMAYIN İNSANLARIMIZI
 

DERNEK BRİFİNGİ

DERNEK BRİFİNGİ

Facebook Adresimiz

Okuyucu Yorumları

GENEL BİLGİLER

Otlukbeli'ni Tanıyalım

Tarihçe

Coğrafi Yapı

Otlukbeli Savaşı

Otlukbeli Gölü

Dernek Faaliyetlerimiz

Hesap Numaralarımız

Gülelim Eğlenelim

Derneklerimiz

KÖYLERİMİZ
----------------------------
Ağamçağam
----------------------------
Boğazlı
----------------------------
Karadivan
----------------------------
Küçük Otlukbeli
----------------------------
Ördekhacı
----------------------------
Söğütlü
----------------------------
Umurlu
----------------------------
Avcıçayırı
----------------------------
Yeşilbük
----------------------------
Yeniköy
----------------------------
     Köylerimiz için
   Temsilci Aranıyor
Lütfen irtibata geçiniz

ZİYARETÇİ DEFTERİ

Son Yazılan Mesaj
söğütlü sevdesı
otlukbeli ve söğütlü köyü cok güzel şimd
Ziyaretçi Defteri - Görüşleriniz bizim için değerlidir...

Üye Girişi

Üye Girişi

SİTE YAYIN İLKELERİ

 1. Bu internet sitesi Otlukbeli Yüksek Öğrenim Derneği'nin resmi yayın organıdır.
 2. Bu sitede yayınlanan tüm materyallerin, resimlerin, yazı, makale, şiir vb. malzemelerin telif hakkı Otlukbeli Yüksek Öğrenim Derneği'ne ait olup izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.
 3. Herhangibir siteden bu siteye erişmek için izinsiz bağlantı ve link konulamaz.
4. Bu sitede yayınlanması istenilen her türlü materyal Otlukbeli Yüksek Öğrenim  Derneği Yönetim Kurulu onayıyla yayınlanır.

SİTE TASARIM & PROGRAMLAMA - KDS | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi